Bir Statü Olarak: Gelin Olmak

gelin-evi-104514PM

Betül Başak, Show TV gündüz kuşağında yayınlanan Gelin Evi isimli yarışma hakkında yazdı:


İnsanın kendi evinin olması elbet güzel bir şeydir. Yıllar sonra ailenle yaşadığın evden çıkıp koltuğunu, halını, perdeni kendi zevkine göre seçtiğin bir evde yaşamak güzeldir. Bir nevi özgürlüğünü kazanmandır. Koltuğunu seçmenden ziyade kurallarını koyabildiğin bir evinin olması, hayatını kendi doğru ve yanlışlarına göre sürdürebileceğin bir yola sokmuş olduğunun simgesidir. Artık yemek masasında nasıl oturduğundan tut eve kaçta gireceğine kadar her şeye sen karar vereceksin, ne mutlu sana. Üstüne bir de nesiller boyu sana atfedilmiş kutsal bir görevi sona erdirerek aile evinden çıkıp, kendi evine gittiysen keyfine diyecek yok! Ama işte burada, özgürlüğüne ne kadar kavuştuğunla, kendi kurallarını ve hayat görüşünü ne derece uygulayabildiğinle ilgili birkaç pürüz filizleniyor. Ee ama hayat onun, kim ne diyecek mi diyorsunuz? O zaman bir daha düşünün. Çünkü yaşadığımız coğrafya, çoğu kadının baba evinden ya gelinlikle ya kefenle çıktığı bir coğrafya. Yoksa baba evinden gelinlikle, koca evinden mi kefenle çıkılıyordu. Neydi aslı? Çok da önemli değil aslında. Ana fikir, toplumumuzun gelinlik ve kefeni birbirini tamamlayan yapboz parçaları gibi görmesi. Babaya ait olmak, kocaya ait olmak, devlete ait olmak ama aslında, koskoca bir topluma ait olmak eğer hiçbirine ait olamıyorsan artık mezara ait olmak. En sonunda da asla özgür olamamak.

Evet sonuç olarak, evlendin! Tebrikler. Eşinle ilişkinin nasıl olduğundan ya da olması gerektiğinden çok yaptığın pilavın tuzunun ve gelinliğinin üzerinde çiçek mi taş mı yoksa ikisinin birden mi olması gerektiğinin, salon takımının yeni bir geline yakışıp yakışmadığının tartışılacağı bir mecraya hoş geldin. Artık Ayşe değilsin, Fatma değilsin; mesleğin, eğitim durumun, yeteneklerin neyse sen hiçbiri değilsin. Artık düğününde attığın göbek, masaya koyduğun tabak, salonuna aldığın halı ve evine gelen misafire sunduğun hizmet kadarsın. Çünkü gelinsin. Çünkü kadınsın.

hd-gelin-evi-165201JN

Evinle, hayatınla ilgili hadsizce yorumları akrabalarının, arkadaşlarının yaptığı yetmiyormuş gibi artık televizyonda, binlerce insanın karşısında hiç tanımadığın senin gibi yeni evlenmiş kadınlarla birlikte de yapabileceksin. Çünkü toplumunsun, demiştik ya. Kadının patriyarkanın zulmünden kurtulması gerektiğini savunan her kadın gibi, Show TV’de kadın kuşağında(?) yayınlanan Gelin Evi adlı programa rastladığım an beynimden mideme doğru inen çalkantıya engel olamadım. Eleştirilecek o kadar yanı var ki, neresinden tutsanız elinizde kalıp çatır çatır parçalanıyor. Dört beş yeni gelin, birbirlerinin evlerini geziyor, nişanlıklarını, gelinliklerini inceliyor, düğün videolarını izleyip en sonunda da ev sahibinin masasında karınlarını doyururken programın en başından beri yaptıkları gibi ev sahibinin ne derece iyi bir gelin, ne derece iyi bir kadın olduğunu sorguluyorlar. Erkek egemenliğine ne derece uyum sağlayıp, bunun altında ne derece ezildiklerini yarıştırıyorlar aslında. Kocasına, babasına layık bir kadın olmak zorunda bırakılmışlığın, bunun dışına çıkmaktan kat’i surette men edilmişliğin verdiği tutsaklıkla birbirlerine saldırıyorlar. X hanım, y hanıma’a duvarını neden pembeye boyamayı seçtiğini sorarken, hiç neden pembeyi seçtiklerini sormayı düşünmüyor. Çünkü yuvayı dişi kuş kurar, bunu iliklerine kadar öğrenmiş.

İzlediğim ilk dakikalarda sinirlendim. “Evlenmekten başka hiçbir başarısı olmayan kadınlar işte!” Burun kıvırdım. Biraz daha izledim, “Kocasının parasından başka hiçbir dayanağı olmayan kadınlar.” Burun kıvırdım. Ertesi gün tekrar izlediğimde biraz yumuşamıştım. “Ama onlara bu öğretildi.” Üzüldüm. En sonunda, “Onlar buna zorlandı!” sinirlendim. Doğru cevap buydu. Evliliği kutsallığına, kocanın gerekliliğine, toplumun yargılarına ve gelin olmaya zorlanmış kadınlardı onlar. Ellerinden her şeyleri alınmıştı. Kişilikleri, zevkleri, yetenekleri, eğitimleri, kimlikleri, varlıkları ataerkilliğe mal olmuş, onunla yoğrulmuş ve biçimlendirilmişti. Her şeyleriyle hiyerarşinin hizmet sektörüydü o kadınlar. hayır, tüm kadınlar. Kadın yaptığı yemekle hizmet ederdi, doldurduğu çayla ve temizlediği camlarla. Kadın namusuyla hizmet ederdi, yüksek sesle gülmezdi, sokakta tek başına gezmezdi, hiçbir erkekle arkadaşlık etmezdi. Kadın meta olarak hizmet ederdi, dövmeli kadın mı olurmuş, kadın dediğin biraz balıketi olurmuş, kısa saçlı kadın da kadın mıymış.

Kadın olmak, kadın olmaktır.
Ne gelin olmak, ne eş olmak, ne evlat olmak.

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir