Bir Su Perisinin Ardından; Defne Joy Foster’a

Defne bir su perisiydi.

İnsanın içini ısıtan bir gülüşü, enerjiyi oturduğumuz ekranın karşısından ta içimize gönderme becerisi vardı. Biz oturduğumuz yerden onu kaybettik. Bundan 3 yıl önce. Biz oturduğumuz yerde onu kaybettik , hayatımıza devam ettik. Fakat Defne’nin kaybı kadar bizi şok eden bir medya vardı o günlerde. Size biraz o günleri anlatacağım, o günlerde bu içimizi yakan olayı ifade edecek bir platformumuz olmadığı için şimdi hatırlatacağım. Acılı ailesine tekrar sabır diliyorum. Yaralarının kapanmadığını biliyorum fakat bu yazı minvalinde bir kez daha  tuz basacağım için ise çok özür diliyorum.

Bir küçük kadın Defne. Bir küçük kadın. Onu görür görmez ekranda ister istemezbir mutluluk doluyor içimize. Bir sabah öğreniyoruz ki o yok. Bir sabah öğreniyoruz ki yokluğu yetmiyor televizyonlara, gazetelere. Biz gazeteci değiliz, bir gazetecilik alt yapısına sahip değiliz. Fakat bir ölüm haberinin nasıl sunulabileceğine dair fikrimiz var.

Bir kadın ölmüş. Evli. Çocuklu. Ünlü. Bu kadının öldüğü yer kendi evi değilmiş. Bu kadın gecenin bir saati orada ne yapıyormuş? Evli çocuklu bir kadının bekar bir adamın evinde tek başına ne işi varmış? Hatırladınız değil mi? Kendisine duayen diyen bir adam,  bu ölümün üzerine tutmuş “su testisi su yolunda kırılır” demişti hani. Sonra yargılandı da şaşılası bir şekilde para cezasına çarptırılmıştı da sonra para cezası %50 indirime uğramıştı hani. http://t24.com.tr/haber/su-testisine-10-bin-tl-tazminat,245788  Hah işte ondan bahsediyorum. Unutmuş olamazsınız değil mi?

Toplumun bütün gücüyle yüzümüze vurduğu o ahlak kavramının ölü bir kadını nasıl rahat bırakamadığını hatırlıyor musunuz? Bütün sosyal medya organlarının, sözlüklerinin nasıl cinsiyetçilikle dolup taştığını anımsadınız mı? Sabahları yayınlanan tabloid magazin programlarında artık hayatta olmayan bir kadının cevap hakkı olmaksızın bütün hayatının nasıl irdelendiğini unuttunuz mu?

Biz unutmadık işte. Neden, kim tarafından, hangi sebeplerle hayatını kaybettiğinden bin kere fazla konuşuldu merhumenin özel hayatı. Eşinin, çocuğunun, annesinin, babasının özel hayatları. Ve fakat evinde bulunduğu adamın hayatı sorgulanmadı hiç. O adam ahlaksızlıkla suçlanmadı diri başına! O adam ihmalkarlıkla suçlandı  pek tabi. Elbet suçlanacak! Davası halen sürüyor da. Ama o adam medya tarafından bekar bir erkek olarak evine kadın getirdiği için suçlanmadı hiç!  Bunu düşündünüz mü hiç?

Koca koca adamlar şimdiki muktedirin diliyle bir kadının özel yaşantısındaki hali tavrı gerekçesiyle ölüme müstehak görmüşlerdi. İçki içtiği için, anne olduğu, evli olduğu halde dışarda eğlendiği için ölümünün çok sorgulanmasına gerek yoktu medya için! Aklınızda olsun, eğer evli ve çocuklu iseniz dışarıda bekar insanlarla eğlenemezsiniz. Eğlenirken başınıza bir şey gelirse hiç kimsenin sizin adınıza adaleti aramasına lüzum yoktur.  Dünyanın en büyük kaybıdır vicdanın kaybı. Ne yazık ki bu vicdansızlık hep kaadınların üzerinden vücut buluyor buralarda.

Bir su perisi bir adamdan kaçıyor, ağaç oluyor. Bir su perisi taciz edilmemek için ağaç oluyor! Bir su perisi bir adamın ihmali yüzünden hayatını kaybediyor ve ahlaksız oluyor. Mitoloji acı hikayeleri süslüyor hep. Daphne Apollon’un aşkına karşılık vermediği için hayatından vazgeçiyor.  Bir su perisi bir dünyayı terk ediyor, hakkını soracak kimselerin hayatını o koca medyaadamları dar ediyor.

Bir su perisi hayatını kaybediyor. Geriye bir eş , bir çocuk bırakıyor. Fakat medya o kadar seviyor ki bu hikayeden yenecek ekmeği.  Eşini kaybeden adamın da yakasını bırakmıyor. Adam medyatik biri değil üstelik. Hayatına devam etmeye çalışıyor. Evleniyor. Medya adamın yeni eşini gördüğünde de basıyor flaşlara. Bir su perisi dünyayı terk ediyor ama medyanın onunla hiçbir ilgisi yok. Haber yapmıyor artık.

Medya bir kadını ahlakı gözeterek gömerken, başka bir sürü kadının kendi kendini gömmesine sebep oluyor bilmiyor. Elindeki gücün farkında olsa eğer, o haber sayfaları hazırlanırken  bir başka kadının daha toprak anaya yalvarıp ağaç olmak istemesine vesile olmazdı medya.

Bir kadın dünyayı terk edince ölümünün sebebini arardı, kadınlığının niteliğini ölçmekten önce.

Bir su perisi dünyayı terk ettikten sonra hakkında ettiği vicdansız sözlerden bir iki insan ceza aldı. Fakat bu kadının hakkına tek başına girmedi o insanlar. Toplum, ahlak ve aile medyanın eteklerine dolandı ve geride kalan insanları aylarca acılarını bile yaşayamaz hale getirdi.

Medyanın bu pervasızlığını hatırlatmak istedim. Hatırlatmak istedim çünkü bir kadının hayatını kaybedişini   kendi karanlık pencerelerinden izlemek zorunda kalan binlerce kadın var. Ve bu binlerce kadının başına gelenlerden ahlakını sorumlu tutup  umursamayacak bir vicdana değil; onları koruyup, haklarını savunacak bir vicdana ihtiyacı var.

Medyayı bugün o su perisinin ruhunun hürmetine bir kez daha vicdana davet ediyorum.

Işıklarla uyu Defne Joy Foster

Hıncal Uluç’un Defne ile ilgili akıllara zarar yazısı : http://www.tr-portal.net/gundem/hincal-ulucun-defne-joy-foster-yazisi-tamami-ve-elestiriler.html

İhmalkar Kerem Altan ile ilgili haberler için : http://www.sabah.com.tr/index/kerem_altan

Defne’nin ardından yazılan yazılar için : http://t24.com.tr/haber/defne-joy-fosterin-ardinan-kim-ne-yazdi,125555

Etiketler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir