Erkekler için İnternette İfade Özgürlüğü 101

Ne zaman biri, internette söylememesi gereken bir şey söyleyip tepki görünce “Ama ifade özgürlüğüm :'(” diye mızmızlansa aklıma xkcd imzalı şu karikatür gelir.

free_speech

Çevirmemiz gerekirse;

İfade özgürlüğü, devletin sizi söylediğiniz şeyler için tutuklayıp hapse atma hakkı olmaması anlamına gelir.

Kimsenin sizin saçmalıklarınızı dinleme veya size bunları paylaşma olanağı sunma mecburiyeti olduğu anlamına gelmez.

1st Amendment (ki bunu T.C. Anayasası olarak çevirebiliriz) sizi eleştiriden veya sorumluluktan kurtaracak bir zırh değildir.

Eğer insanlar sizi boykot ediyorsa, showunuz iptal ediliyorsa, bir internet ortamında istenmiyorsanız ifade özgürlüğü haklarınız ihlal edilmiyor.

Sadece söylediklerinizi okuyan insanlar sizin bir pislik olduğunuzu düşünüyor ve size kapıyı gösteriyorlar.

*

İfade özgürlüğü maalesef günümüz erkekleri tarafından hala anlaşılamamış, sınırlarının ne olduğu net olarak algılanamamış bir kavram. Bu yazımda ifade özgürlüğünün ne olmadığını, ve bazı kişiler tarafından nasıl “işlerine geldiği gibi” kullanıldığını tartışmak istiyorum.

İnternet günlük yaşamımızın bir parçası ve kadınlar günlük hayatta olduğu gibi burada da rutin bir şekilde tacizleri ve kadın düşmanlığını deneyimlemek zorunda kalıyorlar. Bunlar bazen ekstrem, detaylı ve şiddetli tecavüz, işkence ve ölüm tehditleri olabiliyorlar. Bu durumları yaşadığınızda sosyal medya kullanma alışkanlıklarınızı değiştirmek zorunda kalabiliyorsunuz.

Yani ya bu suistimali kabullenmek, bununla yaşamayı öğrenmek ya da internetle olan ilişkinizi istemeseniz de bunlara göre şekillendirmek, belki de sonsuza kadar offline olmak zorundasınız. Ya onların vahşiliklerini günlük hayatın parçasıymış gibi kabul etmek, ya da interneti tamamen reddetmek zorundasınız.

İnsanlar bu zorbalığa karşı kendilerini savunmak isteyince bazıları tarafından “Trollüğü hazmedemiyorsan internet kullanma!” diye kovuluyorlar.

Öyle ekrandan uzaklaşınca olmuyor işte Tylercığım.

Öyle ekrandan uzaklaşınca olmuyor işte Tylercığım.

Yani zorbalık yapan kişi kesinlikle davranışlarından sorumlu tutulmuyor, aksine zorbalığa uğrayan insanın ilginç bir şekilde oturup bütün yaşadıklarını sakince hazmetmesi bekleniyor. Çünkü “İnternet bu!” değil mi?

Maalesef bu değil işte. İnternet de herkesin kullanmakta özgür olduğu bir toplumsal alandır. Kimse kimseyi internetten kovamaz. Bu bir kadına “Erkekler tarafından taciz edilmek istemiyorsan evden çıkma. Dışarıda her şey olabilir.” demek gibi olur. (Ki demiyorlar da değil.)

İşte bu tarz durumlardan şikayet ettiğinizde “İfade Özgürlüğü” goygoycuları ortaya çıkıyor.

Erkekler bu zorbalığı kadınlar gibi deneyimlemediği için, kadınların da internette saygılı ve makul davranılmayı bekleyen, onuru ve ifade özgürlüğü olan bireyler olduğunu kabullenmektense, onlara her türlü zorbalığa karşı durmayı SANSÜRCÜLÜK! >:( diye yaftalamak daha kolay geliyor.

Evet ifade özgürlüğü vardır, temel bir insan hakkı olduğu tartışılmazdır. Ama kimin konuşmaya hakkı olduğu, kimin de susup dinlemek zorunda olduğu pek tatmin edici şekilde açıklanamamış bir durumdur.

Yani çoğu erkeğin ifade özgürlüğünden anladığı maalesef şudur: Bir taraf istediğini söyleyebilir, diğer taraf ise oturup hazmetmek zorunda. Tepki gösterirse özgürlüğünüzü ihlal etmiş olur. E hani karşı tarafın ifade özgürlüğü o zaman?

İnternet üzerinden kadınlara istediğin kadar küfür, hakaret edebilirsin, ayrımcı söylemde bulunabilirsin, öldürmekle tehdit edebilirsin. Bu ifade özgürlüğüdür. Ama karşılığında belli bedeller ödemeye hazır olmalısın. Kimse seni dinlemek, sana katılmak veya kibarca reddedip saygı duymak zorunda değil. Katılmadıklarını ifade etmekte özgürler. Boykot edebilirler. Linç kampanyası başlatabilirler. İfşa edebilirler. Dava açabilirler. İşinden atılabilirsin.

Bunlar senin ifade özgürlüğünü engelleyen şeyler değil, söylediklerinin sonuçlarıdır ve eğer bir yetişkinsen bunların sorumluluğunu almak zorundasın. Dünya böyle işler. Bir şeyleri söyleyip söyleyip kaçamazsın. İnternet insanları istediğin gibi rahatsız edip, kötü davranıp kaçabileceğin kişisel hayal dünyan değildir. Gerçek sorumlulukları olan gerçek bir ortamdır. İfade özgürlüğü de seni söylediğin şeylerin sorumluluğunu almaktan alıkoyan bir kalkan değildir.

Ayrıca internette bot hesaplar dışında gerçekten “troll”ler yoktur. İnternette insanlar vardır. Gerçek hayatta da belli toplumsal alanları paylaştığımız gerçek insanlar. İnternet artık eski zamanlardaki gibi reelden izole bir ortam değil. Hiçbir sosyal ortamda rahatsız edici bir söylem ortaya atıp hiçbir sorumluluk almadan oradan kaçamazsınız, veya herkesin bu söylemi okey diyip yutmasını bekleyemezsiniz.

Örneğin: Eğer bir kadına penisinin fotoğrafını gönderebiliyorsan, o fotoğrafın nerelere yayılabileceğinin sorumluluğunu da almışsın demektir. İfşa edilince şikayet etmeye hakkın yok. Madem fotoğrafı insanların görmesinden rahatsız oluyorsun, o zaman ilk etapta başkasına atarak onu rahatsız etmemiş olman gerekirdi. Sorulması gereken ilk soru “Sen ne cüretle fotoğrafımı ifşa edersin?” değildir yani. “Ben acaba ne cüretle bu fotoğrafı sana attım?”dır.

İnternette “trollük” adı altında masumlaştırılıp meşrulaştırılmaya çalışılan zorbalık ve taciz, karşı tarafın ifade özgürlüğünü de tehdit eder. Bu yüzden onların internet deneyimlerindeki rahatsızlıklarını “İnternet için fazla hassassın” şeklinde halı altına süpürmek mantıksızdır. Online taciz ve zorbalığın en uç noktası erkekler için çoğu zaman “Adres ver döveyim” iken kadınlar için çoğu zaman tecavüz edilme, işkence ve ölümle tehdit edilmedir. (Ki nefret söylemleri, küfürler çoğu zaman erkeğin kendisine ulaşmaz bile. Annesi, kız kardeşi, karısı yani yine ona yakın olan kadınlar üzerinden yapılır.) Ve bunların ne kadarı ciddi ne kadarı öylesine söylenmiş, bunu ekran karşısında otururken anlayamayız.

Tamam, sanalda tacizden korunmanın çeşitli yolları vardır ama kadınlar engel butonuna başvurmadan önce birilerinin taciz etmemeyi öğrenmesi gerekmektedir.

Kimse bütün cinsiyetçi söylem sahiplerini şikayet edelim, özgürce dolaştıkları bütün siteleri kapatalım demiyor. Ama ifade özgürlüğü varsa, kadınların da internette ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmak istemediklerini ifade edebilme özgürlüğüne sahip olmaları gerekir. Eğer kadınlar toplumsal alanlara çıkıp özgürce tartışmaktan bu yüzden kaçınıyorsa, o zaman aslında kadınların ifade özgürlüğüne ket vuruluyor demektir.

Kadınların taciz, tecavüz ve ölüm tehditlerinden korkmadan internet kullanabilmesinin tek yolu cinsiyetçiliği ve kadın nefretini normalmiş gibi gösteren oluşumlarla baş etmeleri olmamalı, kadınlar kamusal her alanda istedikleri gibi fikir beyan edebilmekte özgür olmalıdırlar.

İfade özgürlüğüne karşı değiliz, sadece temel insan haklarımıza ve bireyselliğimize yapılan saldırılara tolere etmeyi reddediyoruz. Bunun için kültür değişimi olmalı, ifade özgürlüğünün yanında ama zorbalığın karşısında durmalı, herkesin ortak haklara sahip olabilmesi için mücadele etmeliyiz.

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir