Sanırım Bebeklerden Nefret Ediyorsunuz!

        Anne olalı 7 ay 12 gün oldu üzerine 8 ay daha ekleyince 15 aydır anneyim. Anne olmadan önce sosyal hayattaki zorluklarını gözlemleyememişim. Üstelik henüz 9 yaşında bir erkek kardeşim de var.
Ülkemizde bebekler şu şekil büyür: Anne doğurur, etraftaki ve ailedeki kadınlar yardım eder. fakat modern hayat artık buna pek müsaade etmiyor. Çoğu genç aile ,kendi ebeveynlerinden ayrı ve uzakta büyütüyor bebeğini. Şimdi buraya kadar olan mevzular sosyolojik olgular içeriyor.
Ben sosyal medyadaki ve gerçek sosyal hayattaki tahammülsüzlükten şikayet edeceğim. “Bebek sahibi olmak” , “Çocuk istemek” , “çocuk sevmek” , “toplumu, dünyayı, hiçe sayarak çocuk büyütmek istemek” bunlar son 15 aydır işlediğim sosyal suçlarım. modern hayat kimseyi çocuk sahibi olmaya teşvik etmezken, ben o sosyetenin bir parçası olmaya karar verdim.

” Bencilce bir karar, kimse çocuk yapmasın, yaparken bize mi soruyorsunuz, üremeyin kardeşim, ürediniz sahip çıkın, bebekler hiçbir yerde hiçbir surette, hiçbir koşulda ağlamamalı, bebek sahibi oluyorsanız sokağa çıkmayın çünkü sokağa çıktığınızda bebek arabanızla yol kapatıyorsunuz, sokağa çıktığınızda çocuğunuz ağlıyor susturmuyorsunuz, bebeğiniz varsa bankada, hastanede, bakkalda, markette, avmde ne işiniz var, bebeğiniz var diye size öncelik vermemizi beklemeyin, ağlıyorsa bana mı ağlıyor, ÇOCUK YAPARKEN BANA MI SORDUNUZ, SUSTURUN ŞU VELEDİ, UÇAĞA NİYE BİNİYORSUNUZ,OTOBÜSTEKİLER SİZİN BEBEĞİNİZİ Mİ DİNLEYECEK, ALTINI OTOBÜSTE METRODA ALMAYIN KOKUYOR, MİNİBÜSLER ZATEN TIKLIM TIKLIM NEDEN SOKAĞA ÇIKIYORSUNUZ, ARABAN YOKSA DOĞURMA KARDEŞİM!!!!!!!!1″

28 yaşında hayatımı bir insanı yetiştirmeye adamaya karar verdim. O güne kadar bildiğim hayatı, arkadaşlarımı, İstanbul’u bir kenara koydum, öğretmenliği, maddi olarak rahatlığı, istediğimi yeme içme, istediğim gibi konuşma özgürlüğünü bir kenara koydum. Eylemlere gitmemeyi, siyasi kararlılığımı cebime koydum. Bir insanın her şeyi olmayı her şeyden öne koydum. Bu kararları topluma bakıp vermedim. Feminist bir kadın olarak bedenimin özgürlüğünü sımsıkı tutup bir başka canlıyla paylaşmaya karar verdim. Küçücük bir kente taşınıp sosyal ve maddi onlarca sıkıntı çekmeye kendim karar verdim. Hamileyken çok çok zorlandım, hem düzenimi hem bedenimi geri dönüşü olmayan bir değişime kendim teslim ettim. Sağlıklı bir birey olma durumumu içimden taşan kovalarca sevgiyi bir başkasına verebilmek uğruna 15 ay önce terk ettim. Fakat bu kararları alırken benim gibi olmayan herkese de saygı duydum. Üreyin diye teşvik etmedim. Kimseden gelip bebeğimin annesi ya da babası olmasını beklemedim. Tek beklediğim şey sabırdı. Çünkü ben her gün yere tüküren, ter kokan, bağıra bağıra konuşan, yanımdan geçerken küfreden, karşı komşusuna bağıran, telefonla bağırarak konuşan, durmadan eski sevgilisini ,seks hayatını anlatan, burnunu karıştıran, koltukları tekmeleyen, otobüste osuran, ben çok yorgunken; mutsuzken kıkırdayan, işe giderken beni çiğneyen,…. herkese sabır gösterdim.

Kendinden, hareketlerinden sorumlu koca koca insanlara sabrettim. Çünkü toplumun medeni bir bireyi olma gayretindeydim. Medeniyet sanırım bizim sorunumuz bu.
Şimdi ben bir anne olarak kadınlığımdan, insanlığımdan bir şey kaybetmedim. Fakat sizden değilim artık. buraya kadar sorun yok. Benimle veya çocuklu ailelerle kişisel zaman geçirmek zorunda değilsiniz. Ama sosyal ortamda benim bebeğim de ben de birlikte vakit geçirmek isteyeceğiz bundan daha doğalı yok. Onun için parka giderken benim için avmye gideceğiz. Sokaklarda toplu taşımayı beraber kullanacağız. 10 kilo bir insan yavrusunu kucağımda taşıyamam her yere. yürümeye başlasa bile onun bacak kasları bizim kadar çok yürümeyi kaldıramaz. Yorulur, bıkar. Yani aslında engellidir bebekler sosyal ortama katılmak için. Fakat bunun çaresi vardır. Bebeğimi üzerimde taşıyabilirim evet ergonomik bir kanguru edinebilseydim ama o zamanda minibüste bebeğin neresine tekme atarlar diye korkudan ölürdüm sanırım.

Bebek arabası ise hantal ama fiziksel olarak bebeği ile ilgilenmekten yorgun düşen annelerin kurtarıcısıdır. Bebek hem güvenli, hem sağlıklı bir şekilde sosyal hayata katılabilir. bunun için sizden izin alması gerekmiyor. sizin sosyal hayata katılıp avmlerde çığlık çığlığa konuşurken bize sormadığınız gibi. Yaşama şansını ona ben sundum, yaşamdan zevk almayı beraber öğreneceğim. Sizde bize tahammül edecek, asansörlerde sıra beklerken sizin gibi çişini kakasını tutamayan, sizin gibi yürüyen merdiveni kullandığı zaman hem etrafa hem kendine karşı güvenlik problemi yaratması elzem olan bebeklere saygı duyacaksınız.
Avm ve metrolarda asansörler engelli, yaşlı, bebek arabalı insanlar içindir. “Hastaysanız gelmeyin avmye kardeşiiiiiiim ne işiniz var? Yürüyen merdivende dikilemeyecek kadar hastaysanız oturun evinizde çorba falan için.”-
mi diyelim illa bizde.

Sadece bu da değil akıl almaz bir bebek nefretiniz var internette. Tamam ,Siz üremeyin ben üredim. Sizin ürememe kararınızı sorgulamadım. Fakat sizin varlığınızı sorgulamaya başlayabilirim. Bebek arabası terörü diye bir şey yok güzel kardeşim, bebekleriyle sosyalleşmeye çalışan yılmış, bezmiş anne terörü var. Bize birazcık alan bırakırsanız güzel güzel yaşarız. Azıcık tahammül edin ya sırf minibüslere bebek arabasıyla binemediğim ve eşim iş yerinden izin alamadığı için tek başıma sokağa çıkamaz oldum. Sizlerin dahil olduğu toplumda sizlerde bebek oldunuz. Bizimkilerde büyüyüp kaldıkları yerden devam ettirecekler. Yani siz isteseniz de istemeseniz de onlar bu toplumun bir bireyi. Yani siz isteseniz de istemeseniz de ben bebeğimle birlikte sokaklarda, avmlerde olacağım. Siz bana saygı göstermemeye devam edeceksiniz mesela ben saygı beklemeye devam ederken keşke bu insanı annesi hiç doğurmasaydı demeyeceğim. Kötü huyum hala hümanistim. Bir bebekten sizi yarattık ama kendi bebeklerimizden tahammülsüz insanlar yaratmanıza izin vermeyeceğim.

           Avm asansöründe bebek arabası, tekerlekli sandalye sırası varsa bir zahmet sen 100 metre ilerideki yürüyen merdiveni kullan. Ya da ağlama ihtiyacı ve hakkı olan insanlar asansörü kullanıyor sen de sıra bekliyorsun diye.

Ben bebeğimle ilgili sızlanmak zorunda kalıyorsam bunun tüm suçu toplumu bebekli kadınların adapte olabileceği gibi kurmamanızla ilgili. Ben bebeğimle o çocuk olana kadar, çocuğumla o genç olana kadar birlikte hareket etmek durumundayım. Beğenmediğiniz ailemle beğenmediğim toplumunuzun içinde yaşayacağım. Siz de poponuzu ittirecek bize yer açmayı öğreneceksiniz.

        Anne olduğum için hayatın dışında kalmayacağım.

        Beni eve kapatmanıza, bizi eve kapatmanıza izin vermeyeceğim.

Kusura bakmayın bekarlar. Tahammül sınırınıza bir ayar çekmek zorundasınız. Yok çekmem kardeşim diyorsanız, haklı olarak bebeğe, köpeğe, kediye tahammül edemeyen bir toplumun içinde medeni seviyemizi korumakta zorlanacağız. Anneler sabırlıdır da bu kadar nefret sabır taşırır, nefret nefreti doğurur. Yapmayın, etmeyin. Birbirimizi yargılayacak bin tane farklı özelliğimiz var. İhtiyaç duyuyorsanız, başka bir varoluş biçimi bilmiyorsanız bunlarla uğraşın. Ama kadınları annelikleri üzerinden ezmeyin artık. Tıpkı 3 çocuk diye buyuran, kadının yeri evidir diye bağıran adamlara benziyorsunuz. Az bir açın gözünüzü. Ne kadar çok anneyi hayata katabiliriz diye düşünün ki, birisi o kadınların çocuklarına evde otur, okula gitme dediğinde direnecek güçleri olsun.

* Bebek ağlaması:

Children prohibited sign

Bebekler ağlayarak iletişim kurar. yani ağlarken gördüğünüz hemen her bebeğin ailesi tarafından acilen giderilmesi gereken bir sıkıntısı vardır. Biz size “Konuşmayın, susun, kendinizi ifade etmenize gerek yok.” demiyorsak siz de bebeklerimize “Susturun şunları” diyemezsiniz. Bebeğim dişim çekildiği gün çok korktu ağzımın kan içinde olmasından ve biz trendeki herkese normalde böyle değildir diye açıklama yapmak zorunda hissettik. Açıklama yapmamıza gerek yoktu oysa. Size bebeğin ağlaması ile ilgili açıklama yapma yükümlülüğümüz yok! Öyle iğrenç bakıyorsunuz ki ağlayan bebeğe, aile direk savunmaya geçmek zorunda kalıp kendisi de geriliyor. Aile gerildikçe bebek sakinleşemiyor. Bakmayın, kafanızı çevirin, yapacağınız hiçbir müdahale o bebeği ailesinden iyi rahatlatamaz. Siz cık cık dedikçe bebeğimin boklu bezlerini suratınıza sürmek istiyorum.

Dayak yiyen kadınları, bebekleri, çocukları görünce başınızı çevirmemeniz gerekirken içiniz rahat bir şekilde çeviriyorsunuz ya!

       Ağlayan bebekten rahatsız oluyorsanız kendi rahatsızlığınızı kendiniz dindirin. Gideremiyorsanız tahammül etmeyi öğrenin. Aileleri, bebekleri tedirgin etmeyin varlığınızla.

Yetişkin konuşup derdini anlatır ama bebek ağlar, çocuk ağlar. Şımarıklık diye bas bas bağırdığınız duygu durumuna 30 dakika paylaştığınız otobüs yolculuğu ile karar veremezsiniz.

**İşbu yazı ekşisözlük yazarlarının bebek nefreti yüzünden yazılmıştır. Daha bunun feminist janranın “üremeyin” diye çığıranlarına karşı olan bir kısmı var ki yazarken titreme geliyor. Borcum olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir