Seda Sayan, reyting ve “kuru gürültü”

Seda Sayan

 
Reyting, konuşulma, izlenme kaygısının TV insanlarına yaptırdığı iğrençlikler inanılır gibi değil, değil mi?

Seda Sayan’dan bahsediyorum elbet. Son günlerde gündemden düşmüyor bu mesele, duymuşsunuzdur. Kendisi  2 karısını öldürmüş bir adamı ekrana çıkarıyor. Üstelik canlı yayına telefonla bağlanan o ölmüş annelerden birinin oğlunu da azarlayıp hattan alıyor. Dürüst olmak gerekirse ben de olan biteni de sosyal medyadan öğrendim ve programın ne katilli, ne de oğullu kısmını tam izleyebildim çünkü hem sinirlerim elvermedi, hem de duyduğum ve kafama kazınan birkaç cümle bunun üzerine koca bir yazı yazacak kadar dolmama yetti.

Seda Sayan bariz bir şekilde sırf konuşulmak için, enteresan hikayeler üzerinden programının izlenme oranları artsın ve para kazansın diye bir katili ekrana çıkarıyor. Herhalde “Of be, müthiş bir iş yaptım. İzlenme rekorları kıracağım adeta. Benden de akıllısı yok, ha ha!” diye düşünüyor bunu yaparken.  Sonra tepki alınca da şaşırıyor ve “Ben bunu yapıyorum çünkü ibret alınsın, başka kadınlar ölmesin istiyorum. Ben Seda Sayan’ım. Ben x’te büyüdüm. Ben y oldum.” diye “be”lerle, “aslan gibi”lerle, “kurban olduğum Allah’ım”larla laf kalabalığı yapıp stüdyodaki şakşakçıları üzerinden kendine “Vay, ne kadınmış yahu” dedirtiyor ve prim sağlıyor. Bu arada bu üslup size tanıdık geldi mi? Evet, ülkecek magandalıktan, kaba üsluptan ve bize göre kutsal olan kavramların işin içine karıştığı muhabbetlerden çok etkileniyoruz, bu tavırlar mesele ne olursa olsun kitlesel olarak bizi manipüle etmeyi başarıyor.

Sponsorunun çekildiği ve herkesin programın kaldırılacağına emin olduğu gün, saat 4’te Seda Sayan için TV başındaydım. Program gayet sorunsuz şekilde yayınlandı. Ve Seda bilindik savunmalarına başladı. “Ben X’im. Y’yim. Ben kadınlarımız ölmesin istiyorum. Ben kadınların dövüldüğü, çirkin muamelelere uğradığı şu şu ortamlarda büyüdüm. Ben bilmeyeceğim de kim bilecek?” Bütün bu saçma argümanlarından ve laf salatalarından bana en ilginç gelen de buydu. Kadınlara iğrenç davranılan gettolardan gelip şöhrete kavuştuktan sonra tam anlamıyla bir kadın aktivisti olması gerekirken ataerkilliğe en büyük hizmeti yapıyor kendisi. Ne için? Kısa ve basit yoldan reyting, ün, para.

Canlı yayına bağlanan ölen kadının oğluna “Ben babanızı programa çıkardım çünkü ARTIK KADINLARIMIZ CAHİLLİK YAPMASIN. BİLGİSİZCE EVLENMESİN. BÖYLE ŞEYLERE KURBAN GİTMESİNLER. BİLİNÇLENSİNLER İSTİYORUM.” dedi gayet patavatsızca. Çocuk çok sakin karşıladı, tamam filan dedi ama ben olsam herhalde telefonu kapatıp stüdyoyu basardım. Bu ne demek yahu? Sen o katili TV’ye çıkarıp aklamaya çalıştığın yetmiyormuş gibi, bir de o adam tarafından şiddet görmüş, KATLEDİLMİŞ anneme ataerkil düzenin acımasızlığından değil de tamamen kendi kişisel cahillik ve bilgisizliğinden, kısacası boş yere öldüğünü ima eden cümleler kuracaksın. Ah, şu suratına 3 tane kamera doğrultulup stüdyosu 20’şer liraya alınmış boş, şakşakçı insanlarla doldurulunca kendini nimetten sayan medyatikler…

Seda Hanım’ın bir de CHP milletvekili Aylin Nazlıaka ile olaylı bir tartışması var. Nazlıaka’nın programı RTÜK’e şikayet etmesi üzerine Sayan’ın programında yaptığı açıklamayı şimdi size kelimesi kelimesine aktarıyorum. Bakalım bir yerlerinde biraz zeka kırıntısı bulabilecek misiniz:

“Siz kimi eleştiriyorsunuz ya? Siz dönün de kendinize bir bakın. Karşınızda SEDA SAYAN var. Siz kimsiniz? Ben kuru gürültüye pabuç bırakır mıyım? Siz benle ilgili konuşamazsınız. Hele bir tanesi var terlik fırlatan, ayakkabı fırlatan. Sen, sakın ha, sakın! Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, dokunanı da perişan ederim.”

Muazzam açıklama gerçekten. You left us speechless, Miss Seda.

Şimdi sana o kimmiş, bir açıklayalım istersen. O, muhalefet partilerden birinde bir milletvekili ve bir feminist. O ülkesindeki kadınların daha iyi yaşayabilmesi için canla başla çalışan, hem de baştan aşağı seksist bir iktidarla tek başına mücadele etmeye çalışan bir aktivist. Peki ya sen kimsin? Mesleğiyle değil, magazin ve izdivaç programlarıyla gündeme gelen cinsiyetçi bir kadın… Üstelik 9-10 cümlelik açıklamanda bir tane dişe dokunur ifadeye rastlayamadığım, kuru gürültüden şikayet ederken hayatımda okuduğum en boş, en “kuru gürültü” açıklamaya imza atmış birisin.

Neyse, reklamın iyisi kötüsü olmaz. Bu durum yine en çok kendisine yaradı. Dünden beri sayısız kere google’da Seda Sayan’ı aratırken buldum kendimi. Programın yayınlandığı kanalı, saatini, dakikasına kadar biliyorum. Vikipedi’sini baştan aşağı okudum, şu an şeceresini sayabilirim o derece. Hatta yeni şarkılarını da bir internet şirketiyle anlaşıp tanıtıyor, hala müzik yaptığını da öğrenmiş oldum. Twitter’da birkaç arkadaşım daha Seda Sayan fotoğrafları paylaşıp photoshop miktarıyla dalga geçerlerken acı gerçeği orada da gördüm; demek ki onlar da google’da aratmış kendisini. Yoksa fotoğrafları bir anda kaynamaya başlamazdı sosyal medyada. Ekşi’de de başlığına tonla entry girilmiş. Daha neler neler…

Amacına ulaştın Seda, kadınlar öldürülürken, katilleri sokakta dolaşırken hatta TV’ye ellerini kollarını sallaya sallaya çıkabilirken, insanlar bütün bu sorunları normal bulup hepsine yabancılaşmaya başlamışken sen de ekmeğine biraz daha yağ sürmüş oldun. Tebrikler.

1 Yorum

hatice için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir