Şeytan Ayrıntıda Gizli Olabilir Mi, Erdil Bey?

Gizem Taş, MediaCat dergisinin Çocuk ve Toplumsal Cinsiyet sayısının kapağında yer alan Erdil Yaşaroğlu karikatürü hakkında yazdı. Yazıya ayrıca kendi blogu feministlik‘ten de ulaşabilirsiniz. 


Özellikle reklam dünyasının çokça takip edilen dergisi MediaCat, Nisan 2015’te bir Kids eki çıkarmış. Derginin teması ‘Çocuk ve Toplumsal Cinsiyet’. Geçenlerde karşıma çıktı hemen aldım.

Gel gelelim, daha sayfasını açmadan büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Derginin kapağını Erdil Yaşaroğlu çizmiş. Aşağıda görebilirsiniz.

Mediacat

Uzun uzun baktım çizime. Ben mi yanlış anlıyorum acaba, dedim. Gözümden kaçan bir detay mı var, dedim. Ama yok, bulamadım. İki çocuk, iki de yetişkin var kapakta. Taş devri filan gibi bir ambiyans. Adam fikir beyan ediyor. Kadın da şükrediyor.

“Pipin var, pipin yok. Hadi gidin büyüyün şimdi…” diyor adam önünde dikilen çocuklara. Yanlış anlamadıysam adam “Aranızda fark yok. Erkek çocuk da kız çocuk da aynı” demek istiyor Erdil Beyfendi’nin anlatımında. Farklı okuyorsanız siz bu çizimi fikrinizi belirtirseniz sevinirim. İçinden çıkamadım çünkü.

“Pipin yok” kısmına zoom yapıyor gözlerim istemdışı. Feministiz ya. Bir kuku arıyorum karikatürde. Pipin var, erkek evlat. Kız evlatsa pipisiz ama nesi var onun? Onunkinin adını geçirmek gereksiz mi, ayıp mı?

“Pipin var, pipin yok”

Burada kız çocuk, düpedüz erkek çocuk üzerinden tanımlanıyor. Kaburga geyiği yapsaydınız bari beyfendi! Çizimin altında da kocaman yazıyor: STEREOTİPLER YIKILIYOR MU? Anladığım kadarıyla yıkılmıyor. Yıkılıyor olsa burada kız çocuğu bir birey olarak erkekten bağımsız, kendi bedeni kendi varlığıyla tanımlanıyor olmaz mıydı? Ben bu çizimde içinde yaşadığım cinsiyetçi toplumun bir yansımasını görüyorum. İroni varsa da ben anlamadıysam affola ama durum hiç öyle gözükmüyor.

Diğer taraftan pembeli morlu giyinmiş yetişkin kadının gözlerinde pembe far var ve saçları uzun. Elbisesi çok günümüz hali. Memeler kapalı ve sütyenliymişcesine dimdik. Erkeğinse üzerinde kahverengili koyu sarılı memeleri açıkta bırakacak bir giysi var. Saçlar kısa. Kadında far olmasına rağmen taş devrinden olan beyfendinin saç sakal birbirine karışmış. Kadının ve kız çocuğun dudaklar pembe pembe. Kız çocuğun dudakları tedirgin edici derecede erotize edilmiş gibi geliyor bana. Çocuklarda da yine toplumsal cinsiyet kurallarına uygun şekilde saç modelleri var.

Son olarak da erkeğin beyanına kadının pasif cevabı: “Bu çağın kıymetini bilelim”. Böyle bir konuyu ele alan kapakta aktif olarak hayatın içinde olan, yetinmeyen, istediği gibi olan bir kadın temsili olsa çok daha şahane olmaz mıydı ne dersiniz?

Anlaşılan o çağın da bu çağdan pek farkı yokmuş Erdil Yaşaroğlu? Yanlış mı okumluyorum yoksa bol bol toplumsal cinsiyet örnekli bir stereotip yıkma denemesi mi olmuş bu çizim?

4 Yorum

  • Ümit dedi ki:

    Kadınlara uygulanan toplumsal şiddetin ölümle, tecavüzle sınırlı olmadığının elbette farkındayız. Bunu anlamanın özel bir çaba ile bir nebze mümkün olacağı elbette doğru.
    Peki mizah dünyasının sıkı bir takipçisi olmadığı anlaşılan yazarın, meseleyi mizahi açıdan bir parça bile değerlendirememiş olmasını(kesinlikle kötü bir mizah ve Erdil Yaşaroğlu çok hazzettiğim bir mizahçı değildir) her seferinde “siz ne bilirsiniz ki?” modunda savunmak ne ayol?
    Karikatürde, eski çağdan itibaren yapılandırılmış toplumsal cinsiyet rolleri tek bir karikatürle özet geçilmiş ve “artık bu yıkılıyor mu?” diye de alt başlık girilmiş. Kadının cinsel organının erkeğinkinin eksik olanı diye tanımlanmış olması eski çağların köhne anlayışının kısa bir temsili. karikatür çok az sözle çok şey anlatma sanatı da olduğu için çizer bu yaygın kalıbı da içeri alarak yıkılmakta olan şeyin ne olduğunu özetlemek istemiş. Bu bence doğru bir tercih olmamış, çok daha yaratıcı bir kapak atılabilirmiş.
    Bu yazıın, sitedeki belli başlı içeriklerin dolu dolu, her açıdan değerlendirilmiş, bize bu siteyi takip altına alma ateşini etmiş o lezzetli içeriklerin yanında tadının oldukça yavan olduğunu söylememiz lazım.

  • Deniz Güngören dedi ki:

    Yusuf bey öncelikle şunu söylemek zorundayım ki; “alıngan bir zenci” ifadesi zaten toplumsal ayrımcılık konularında ne denli duyarlı olduğunuzu gösteriyor. Kaldı ki siyahların stereotipleştime üzerinden yapılan ırkçılığa karşı duyarlılıklarını burada konuyla hiç alakası olamayan bir demagoji malzemesi yapabilmenizi zaten anlamak güç.

    İkicisi Bahadır Baruter’e açılan dava, kah öküz altında buzağı arama güdüsü yüzünden, kah eşcinselliğin hukuken hakaret olarak nitelendirilebiliyor olması açısından bir rezillik olsa da; Baruter’in çizimlerinde homofobinin bininin bir para olduğunun, çizimlerin yeterince iyi analiz edilmediğini düşünen biri olarak gözününüze çarpmış olmasını bekliyor insan, her ne kadar dedektiflik gerektiren bir durum olmasa da.

    Yazı ile ilgili yaptığınız eleştirilere de zaten yazının kendisinin yeterince iyi cevap verdiğini düşünüyorum, sırf başlık bile zaten ayrıntıların esas anlatıyı oluşturduğunu, detay deyip geçebilecek insanlara daha yazıyı okumadan söyleyecek şekilde seçilmiş. Yüzeysel olmamak için de özellikle özenli davranan, ve kuşkularının kaynağını birer birer geçiştirmeden ayrıntılı bir şekilde açıklayan bir yazı.

    Karikatüristin bir takım şeyleri zaten böyle çizmekte olduğunun ise, neden karikatürün toplumsal cinsiyetle ilgili önerdiklerinin önemini azaltacağını anlayamıyorum, zira Erdil Yaşaroğlu da hakim cinsiyet rollerinden komiklik çıkarmak konusunda özel hassasiyet gösteren bir çizer değil zaten.

    Son olarak; eğer yazdıklarınızdan anlaşılabileceği üzere, kadınların yaşadığı ayrımcılığın ezilmekten,öldürülmekten ve tecavüze uğramaktan ibaret olduğunu düşünmüyorsanız eğer, bir kadın bir metinde veya çizgide saldırgan bir takım unsurlar gördüğü zaman iki kere okumanızı/dinlemenizi, katılmıyorsanız bile derhal yüzeysellikle suçlamamanızı rica ederim. Sonuçta bir şiddetin her gün öznesi olan insanlar onun nasıl yayıldığı ve işlediği ile ilgili, dışarıdan bakanların özel çaba göstermeden edinemeyeceği bilgilere sahip oluyorlar maalesef.

    Tüm bunları bu gibi siteleri yorum yazacak kadar takip eden biri olduğunuz varsayımıyla yazıyorum elbette, yanlışlıkla gelmiştiyseniz zaten belki de hiç görmeyeceksiniz bunu.

  • yusuf barbaros dedi ki:

    Mizah dergilerini dolayisiyla erdil yasaroglunu da uzun zamandır takip ederim. çocukluğumdan beri karikatürist olmak istediğim için her karikatüristin ayri ayri cizimlerinin detaylarini ezberledigimi rahatlikla ifade edebilirim.
    erdil yasaroglunun karikaturlerini ve mizahini bayagi buldugumu belirtmek istiyorum. Ama erdil beye yapılan eleştiri son derece yüzeysel. Hatirlarsiniz penguenin bir kapağı vardi bundan birki ay evvel. Cumhurbaskaninin önünde ceketini ilikleyen adamın aslında cumhurbaskanina gizlenmis bir anlamda “top” dediğini düşünüp dava açılmıştı ve kapakta çizgi ve espiri ile pay sahibi olan arkadaslara hapis cezasi verilmisti. tahmin edebilirsiniz, o kapağın çizeri bahadir baruter bir insani escinsellikle aşağılayabilecek ilkellikten bir hayli uzak bir insan. Ayrıca baruterin çizimlerini uzun yillar takip eden birisi ceketini ilikleyen adam tiplemesini ezberlemistir.
    Okuduğum yazidaki eleştiri de “tayyibe top dediler” kadar sığ bir düşüncenin ürünüdür. Evet toplumumuzda kadin eziliyor, evet toplumumuzda kadin cinayeti, tecavüz almış başını.. Gelgelelim erdil beye yapılan eleştiri yazısında yazarın erdil yasaroglunun cizimlerini iyi analiz edemediği asikar. kadinin saçları tırtıklı çizilmiş, her taş devri temali karikatürde böyle çizer kadını erdil. Ozensiz dağınık saç demektir o tırtık. bir bakin karikatürlere, erdil yasaroglu dudakları hep öyle çizer, ama siz bundan istediğiniz anlami çıkarabilirsiniz. alıngan bir zenci de bu karikaturlerden zenci dudaklariyla dalga geçirdiğini düşünebilir ve erdil beye ırkçı diyebilir.
    Karikaturdeki pipi var pipi yok muhabbeti ve kadının onaylayan pozisyonuysa karikatür cizilirken üzerine cok dusunulmedigini kanitliyor ve eleştirinizde bir nebze haklılık payi veriyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir