Sizin de yuvanızı yıksalar iyi mi olur?

Merhabalar, başlığımız Habertürk ve Vatan ve  Cumhuriyet gazetesi muhabiri Erk Acar’a geliyor.

Bu kez dünyanın ve ülkemizin en önemli sorunlarından birinin güzide ana akım medyamızdaki tezahürlerini ifşa edeceğiz.
Irkçılık ve cinsiyetçilik bütün dünyada olduğu gibi bizde de çok önemli bir sorun. Kapitalizmin bizleri böle böle daha küçük yapılara dönüştürme projesinin temeli. Her ikisi ve hatta homofobi de birbirinden beslenen ve sadece işçi sınıfını bölen olgular.
Kimlik tanımımızı yaparken dünya bize hangi cinsiyete, hangi yönelime ve hangi ırka hatta hangi sınıfa mensup olduğumuzu soruyor. Ve biz bölündükçe bu yalnızca birleşirsek canlarına okuyacağımız patronların işine yarıyor. Buraya nereden geldiğimizi sorarsanız çok uzun süredir aklımızda ve vicdanımızda bizi yaralayan ve örnekleriyle doksanı yıllardan beri karşılaştığımız “Bıdı Bıdı ırkına mensup kadın yuva yıktı” haberlerinden.
“Nataşa”, “Rus Gelin” , “Suriyeli kadın”, “İngiliz Kızı bir erkeğin daha yuvasını yıktı” aşinayız değil mi hepimiz? Ve hatta bu aşinalıkla kalmıyoruz. Çoğu zaman “Aa nasıl ya vay ahlaksız!” yorumlarına da aşina olma durumunda kalıyoruz çevremizden.
Biz burada haberler üzerinden bakacağız meseleye. Topluma nasıl sunulduğuyla yani. Hep dediğimiz gibi cinsiyetçilik ağaçta yetişmiyor, bir satıcısı var ve adı medya.

Doksanlı yıllarda Rus uyruklu kadınların seks işçiliği yapmak zorunda kalması ile yaygın bir Rus ismi olan Nataşa seks işçisi kadınlara toplum tarafından takılan isim oldu. Evli bir erkek ve kadın arasındaki ilişkinin bitme sebebi olarak gazetelerde çarşaf çarşaf isimleriyle birlikte ifşa edilip, sınır dışı edildiler. Kadınlar kocalarından oluyordu! Doğu Karadeniz için memlekete gelen her Rus kadın potansiyel tehlikeydi. Çünkü kocaları parayı onlarla yiyecekti. Geçenlerde Milliyetblog’da bu durumu güya kadını savunmak için yazan bir yazı gördüm ve dedim ki değişen ne var? Yabancı uyruklu seks işçilerine yönelik cinsiyetçiliğin ve ırkçılığın daniskası!
Yazının tamamı sorunlu olduğu için maalesef alıntılayamıyorum. Neyden bahsettiğimi anlamak için lütfen okuyun.
Bunu bir kenara bırakalım şimdi. Bu vahim olaylar silsilesi azaldı ya da bitti mi? Göçmen kadınlar savaş yüzünden bir ülkeye sığınır ve tahmin edin ne olur?

Habertürk’ten geliyor:

!suriyeli gelin

Habertürk bu haberi yaparken Suriyeli kadınları hem kadın olmaları hem Suriyeli olmaları yönüyle ayrımcılığa uğratmıştır. Habertürk’ün dili tabi ki yalnız değil!
Vatan gazetesi de hemen aynı görselle üstelik arkasından ne geleceği belli olmayan üç noktalı bir başlıkla mülteci Suriyeli kadınların zor olan hayatını 2 kat daha zorlaştırmak için alt yapısı hazır bir toplumu pompalıyor.

suriyeli kadınlarla
Haberin devamında da yine kentte evli çiftlerin başına gelen her şeyden Suriyeli mülteci kadınlar mesul görülerek Suriyeli kadınların bakımlı olmalarından şikayet eden bir Kilisli kadının sözlerine atıf yapıyorlar..
Tabii ki bu iki örnek size ne sunulduğunu ve aslında neler olduğunu anlatmaya yeterli. Ama bir  de bugün pek çok haber sitesinin paylaştığı Cumhuriyet gazetesi muhabiri Erk Acar’ın yazısından parçalar alacağım.  Yazı kadınların ezilmişliğini savunmayı planlayan bir hattan kurulmak istenmiş gibi bir ifade ile sunuluyor fakat gelin görelim ki o iş öyle olmamış.

Kilis’te turist gibiyiz. Çünkü burada nüfusun yarıdan fazlasını Suriyeli sığınmacılar oluşturuyor. Dükkanların çoğunda Arapça yazılar göze çarpıyor. O dükkânlar arasından geçip Kilis eşrafından Mehmet E. ile buluşuyoruz. Kilis’in kodunu, dışarıdan gelip kısa zamanda çözmenin mümkün olmadığını anlıyoruz. Suriyelilerin de yaşadığı küçük bir apartmandayız. Yine Suriyelilere kiralanmak üzere ayrılan ve iptidai eşyaları olan bir daireye geçiyoruz. Ticaretin yanı sıra müteahhitlik de yapan 60 yaşın üzerindeki Mehmet E. dairenin sahibi. Yeni bir bina yaptığını ve elinde çok fazla daire olduğunu söyleyen Mehmet E. bunların büyük çoğunluğunu Suriyelilere kiralıyorum derken “alçakgönüllülükle” ekliyor: “Bazılarını da mağdura hayrına veriyorum.” ‘Adamın evli olması sorun değil’ Genç bir Suriyeli olan ve E’nin evinde kirada oturan Ahmet de bize katılıyor. Erkek dünyasından kadınların yaşamını anlamaya çalışıyoruz. Ahmet,  kendi kültürü hakkında kısa bilgiler veriyor: “Biz 12-13, bilemedin 14 yaşına gelen kızlarımızı, kardeşlerimizi veririz. Zaten savaş var, bakacak durumda değiliz. Öyle büyük başlık paraları da istemeyiz. Sığınmacılarla resmi nikâh yapılmıyor. Kızımızı vereceğimiz kişinin evli olması sorun olmaz. Bizde 4 kadın almak serbest zaten. Ailemizdeki kızların pek çoğu burada, bu şekilde evlendi. Hem bizim içimizde hem de karşı tarafta evlilik işlerinde aracı olanlar var. Kadınlar da erkekler de bu işlere yardımcı oluyor.”

‘BİR TANE DAHA ALACAĞIM’
Mehmet E, Ahmet’in bıraktığı yerden sözü alıyor: “Şaşıracak bir şey yok. Biz zaten öteden beri kız alırdık. Savaştan beri bu işler kolaylaştı. Sadece Kilis’te değil, buralarda, Gaziantep’te, Şanlıurfa’da herkesin bir yandan tutması vardır. Şimdi Kilis’e Ankara ’dan, İzmir’den, İstanbul ’dan kız almaya gelen oluyor. Yaşı hayli fazla olan bir esnaf arkadaşımız var. Dükkânında 14 yaşında bir kız çalıştırıyor. Kafayı ona takmış. ‘İlla ben bu kızı alacağım, babasıyla konuştum’ diyor.” Söz burada bitmiyor. Mehmet E. çekinmeden resmi nikâhı dışında iki eşi olduğundan söz edip şakayla karışık ekliyor: “Yeni bir tane daha alacağım. Ama zordur ha! Kimisi bir kadının kahrını çekemezken…” Sessizliğin ardından aynı şey bir kez daha yineleniyor: “Şaşırmayın, öyle bir günde buraları kavramak kolay değil.” Peki… Üstüne kuma getirilen kadınlar bu durumu anlamıyorlar mı? “Anlamaz olurlar mı hiç” diyor Mehmet E. “yüzlemezler sadece, anlasalar ne yapacaklar ki!”

“79 numaralı” plakaya sahip otomobillerin arasından geçip kasabadan bozma şehirden ayrılıyoruz. Nüfusun yüzde altmışı Suriyeli… Evdeki nüfus belirsiz. Şehirden çıkarken arkamızı dönüp tabelaya bakıyoruz. Kilis… Nüfus: 89.500, Rakım: 640… Sanki hiçbir şey gerçek değil.

Şimdi bu yazıda konuşulan kadın göremediğimi belirtiyorum. Bir erkek muhabir erkeklerle kilisin nüfus yapısına ilişkin sohbet ediyormuş havası var! Kültürel bilgi alış verişi yapıyor.  Aktarılan şeyler Suriyeli göçmenlerin ve göçmen kadınlarım mağduriyetlerini kapsıyor fakat kurulan dil o kadar itici ki, kaş yapalım derken göz çıkarmış oluyorsunuz. Kilis’in her yerinde olan Arapça tabela nasıl bir etki bırakıyor gezgin muhabirimizde ben anlayamadım? Mültecilerin sorunlarını mı aktarmaya çalışıyor yoksa mültecilere “Nasıl büyük bir sorun olduğunuzu görüyor musunuz?” mu diyor ben algılayamadım. Kusura bakmayın. Yapılan bu ırkçılık mültecilerin problemlerini daha iyi hale getirmiyor. Bu haber dili ise kuma olarak görülen kadınların sorunlarını bir nebze bile olsun seslendirmiyor.

Eğer içiniz kaldırıyorsa lütfen araştırın. “1000 liraya Suriyeli kadın” “Çok eşliliğe hayır demiyorlar” başlıkları karşınıza çıkacak. Şaşırmayın. Çünkü onlar savaştan kaçan kadınlar değil, onlar sizin yuvanızı yıkmak için memleketinize gelen “bu amaçla” gelen kadınlar!
Çünkü evlilik, sigortalı iş, barınacak yer sadece sizin hakkınız. Sadece siz istediğinizle evlenirsiniz, sadece sizin tek eşliliği isteme hakkınız vardır. Onlar başlarını bombaların yıkmayacağı sabahlara uyanmak için ülkelerini terk etmediler zaten. Her şey yuva yıkmak için!
Kadınların bu ırkçılığı yapıyor oluşunu ise dediğim gibi tamamen kapitalizmin “Aile kur” “Aile her şeyden önemlidir.” “Ailen iyiyse gerisini boş ver.” temalı propagandasına bağlıyorum. Hayır! İnsan önemlidir. İnsan iyi olana kadar başını kuma gömmemelisin. Ve yapılan bütün ötekileştirmelerin karşısında durmalısın!
Yani cinsiyetçiliğe karşıysan ırkçı da olmaman gerek homofobik de olmaman gerek! Kaynakları aynı olan düşmanlara karşı tek saftan birlikte mücadele etmen gerek. Onlar ayrıştırdıkça senin birleşmen gerek!
Habertürk ve Vatan’a  sesleniyorum. “Siz o kadınların neler çektiğini nerden bileceksiniz?” “Sizin hiç evinizi yıktılar mı? “Siz hiç geçinemediğiniz için ülkenizi ardınızda bırakmak zorunda kaldınız mı?” “Siz hiç kadın olduğunuz için aşağılandınız mı?”
Daha fazla ayrıştırmayın bizi! Cinsiyetçi ve ırkçı haber okumak istemiyoruz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir