Twitter, “Klavye Delikanlılığı” ve Anti-Feminist Erkekler

Sosyal medyadan yeni transferimiz Maria ile tanışın!

CinsoMedya projesine ilk soyunduğumuzda büyütecimizi ana akım medyaya doğrultma kararı almıştık.  Evet sosyal medyada da cinsiyetçilik vardı ama cinsiyetçi tweet atan her klavye zibidisinin peşine düşecek gücümüz ve zamanımız yok, en iyisi bir yere odaklanalım demiştik. Ta ki şu ana kadar.  Ekşi sözlükten Twitter’a türlü türlü sosyal medya mecrasından klavye delikanlısına tek tek cevap verecek kadar enerjisi olan güçlü kalemli bu genç kadını eminiz bizim kadar seveceksiniz.

Bilgisayar başındayım. Her zamanki gibi Facebook, Twitter vs. sosyal medya hesaplarımın rutin kontrolünü yapıyorum. Twitter’a girdiğimde garip bir şey fark ediyorum. Her zamankinden çok daha fazla bildirim var ve durmadan gelmeye devam ediyor. Girip baktığımda anlıyorum ki, bir erkek bir fotoğrafımı retweetlemiş ve üzerine hakaret içerikli bir yorum düşerek yaklaşık 8 bin takipçisinin beğenisine sunmuş. Bunun üzerine bildirimlerime tonla erkek üşüşmüş, o sekme buram buram küfür, taciz, cinsiyetçilik ve ayak kokuyor.

Sebep bilinmiyor, ama tahmin edebiliyorum; eğer internette kadınsanız, feministseniz, bir de halihazırda birkaç fotoğrafınız varsa twitter adeta bir mayın tarlası. Fotoğrafta hiçbir şey yok, düz selfie. Kimbilir hangi söylemimden rahatsız oldu da dış görünüşümle dalga geçecek kadar çıldırdı acaba onu düşünüyorum. Bugüne kadar neler gördüm. Tartışmadan sonra yenilginin verdiği hırsla hızını alamayıp fotoğrafımın kenarlarına “saati 100 tl” yazan mı dersiniz, boynumun altına testis çizip kafamı penis şeklinde gösteren mi dersiniz, 10 bin tane (kendisi gibi cinsiyetçi) takipçisini üzerime salan mı dersiniz, envai çeşit hakarete, linçe uğramışlığım var.

Peki neden? Neden feminizm genç Türk erkeklerini bu kadar rahatsız ediyor? Neden bu kadınlara karşı bu denli agresifler?

maria ile tanisin 1

Bu da kötü bir geçmişim olan twitter kullanıcılarından bir tanesi. Üstteki gördüğünüz mention atılmış. O da cevap olarak “ALAYINI BİTİRECEĞİZ” yazmış. Bir de üç nokta koymuş. VAY BE. şsdlfkslkfj.

Yahu kimi, neyi bitirmekten bahsediyorsunuz?

Zaten kadınlar sokakta, evde, işyerinde, envai çeşit ortamda yeteri kadar “bitiriliyor”lar. Bu da yetmiyor, şimdilerde kendilerini özgürce ifade ettikleri sanal ortamlardan da bu ERKEK HAKLARI SAVUNUCULARI tarafından aforoz edilmeye çalışılıyorlar.

Bizim sorunumuz ne?

Erkekler bizi taciz ediyor, tecavüz ediyor, ÖLDÜRÜYOR, sistematik baskıya uğratıyor.

Ülkemizde neredeyse her gün kadınlar erkekler tarafından öldürülüyor.

Bu klavye zibidilerinin sorunu ne?

Feministler internette sinirlerimizi bozuyor. :'(

Bravo ya, cidden çok haklı bir sebepmiş internette kabadayılık yapmak için.

“İyi ama feministler erkeklerden nefret ediyor.”

Hayır, etmiyoruz. Ayrıca etsek bile gayet geçerli sebeplerimiz olurdu etmek için. Bir de erkeklerin kadınlardan nefret etmesi sık sık ölümle sonuçlanabilirken, erkeklerden nefret eden kadınlar ne kadar nefret ederlerse etsinler sokaklarda erkek kesmiyorlar.

“Erkekleri ait olduğu konumlardan aşağı indirmeye çalışıyorlar. Pozitif ayrımcılık istiyorlar.”

Hayır, biz erkekleri aşağıya itmeye değil, kadınları yukarı çıkarmaya çalışıyoruz. Dilerseniz genel olarak yanlış bilinen pozitif ayrımcılık kavramı konusunda kafaları bir netleştirelim önce.

Pozitif ayrımcılık cinsiyet, dil, din, ırk, engellilik, yaş vb. bir özelliği nedeniyle toplumda dezavantajlı bir durumda olan grupların durumlarının iyileştirilmesine yönelik uygulamalardır. Amacı bir grubun diğer gruba üstünlük sağlaması değildir. 

Şunun gibi: Engelliler için özel asansörler yapılması engelliler diğer insanlardan daha üstündür demek değildir. Sadece engellilerin hayatı kolaylaşsın diyedir. Kısacası pozitif ayrımcılık, kadınların erkeklerden üstün olduğu gibi bir fikre dayanmaz. Süren bir ayrımcılığı ortadan kaldırmaya yardımcı olan tedbirlerdir.

“Bizi sürekli tacizci, tecavüzcü, kaba saba olarak gösteriyorlar ve şakalarımızı kaldıramıyorlar.”
Hmm, şaka kaldıramıyoruz demek. Şu üçgenin en dibine bir göz atalım bakalım.

maria ile tanisin 2

Yüzdeye vurduğumuzda bu üçgenin içinden kadınlara yapılanların oranı erkeklere yapılanların oranından ne kadar fazla? Bunu hesaplayabilmek için çok da zeki olmaya gerek yok.

Ülkemizde son 7 yılda kadın cinayetleri 14 kat arttı, Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre ise 2002-2008 arasında toplamda 61 bin 649, 2009-2011 arasında ise 29 bin 980 tecavüz suçu işlendi.

Kısacası savaşmakta olduğumuz patriyarka olgusu kadınların taciz edilmesine, tecavüze uğramalarına, hatta öldürülmelerine sebep olan bir olgu.

Peki erkeklerimiz neden feminizmle savaşıyorlar? Çünkü feministlerden rahatsız oluyorlar. Çünkü “Feministler sinir bozucu, ukala, saldırgan, erkek düşmanı, nefretçi, öfkeli, çirkin, cadaloz, itici, kompleksli, kendiyle barışık olmayan, güç ve kontrol delisi, ruh hastası, cinsiyet ayrımcılığı yapan iğrenç insanlar! :@” Çünkü “Alayı özenti, feminizm kocayı bulana kadar!” Çünkü “Feministler erkeklerle kötü geçmişi olmuş, kimsenin sevişmediği kıllı lezbiyenlerdir! Sevişseler kendilerine gelirler!” Çünkü “Feminist kızlar kendilerini nimetten sayan ama aslında çirkinlikten laf atılmayacak, taciz bile edilmeyecek ‘kezban’lardır!”

Püf…

Çoğu toplumda olduğu gibi Türk toplumunda erkek egemenliği bariz bir şekilde hakimdir. Erkek çocuk doğuran kadının toplumda yeri farklıdır. Hatta “Erkek adamın erkek evladı olur”, “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” şeklinde utanç duymamız gereken atasözlerimiz vardır. Çoğu kesimde kadınların erkek doğurana kadar doğum yapması gerekir, erkek çocuk olmaması bir eksiklik gibi görülür. (Amcalara pipini göster bakayım!) Evlenmemiş, boşanmış, dul kalmış kadınlar hor görülür. Kadınlar kocaları olmadığı sürece eksik konumundadırlar, bu yüzden koca bulmak esastır. Kahkaha atmamızdan, hamileyken dışarda gezmemize kadar her davranışımızı siyasiler bile tartışır.

Türkiye’de erkeklerin istediği gibi bir dış görünüşe veya davranışlara sahip olmadığınızda “kezban” olur, erkek egemenliğine karşı çıktığınızda “çirkin kıllı feminist” diye yaftalanırsınız. Erkeklerle sevişince “orospu”, sevişmeyince “kezo”, sevişmeyi arzu etmeyince “lezbiyen” olursunuz. Çünkü “kezban” değilseniz ama yine de herhangi bir nedenden dolayı bir erkekle cinsellik yaşamayı reddediyorsanız kesinlikle yaradılışınızda bir “sorun” vardır.

Türkiye’de sokakta istediğinizi giyip gezecekseniz etraftaki bakışlara ve sözlü tacizlere kulak tıkamak, istediğiniz saate kadar gezecekseniz çantanızda biber gazı bulundurmak zorundasınızdır.

Ha, bir de sosyal medyada bile özgürce fikir beyan etmemeniz gerekir, yoksa “ALAYINIZI BİTİRİRLER!” 😛

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir