Ukrayna mı? Ukranya mı? Genelev mi?

Durex Ukrayna mac

Futbol, genellikle erkeklerin alanlarından (!) biri olarak kabul gören ve bu alanda her türlü cinsiyetçiliği, sömürüyü, çelişkileri tekrar ve tekrar üreten bir spordur. Kökenlerinin İngiltere’deki işçi sınıfının eğlencelerine dayanmasının ötesinde, günümüzde evrildiği nokta, kapitalist ilişkilerin en basit spor türlerini bile içerisine dahil ederek büyük endüstriler yaratma gücünü gösteriyor.

Futbol en basit anlamıyla bir top ve birkaç kişi (halısahada 12-16, stadyumlarda 22) tarafından sergilenen oyunu ifade ediyor. Bu basitlik yanıltıcı olabilir. Örneğin sömürü ilişkilerini, cinsiyetçiliği, ırkçılığı içerisinde saklayabilir.

Futbol yukarıda da söylediğim gibi şu an ki koşullarıyla bir “erkek” oyunudur. Kadın futbolcular da var demeden önce futbol oynanan tesislerin kadınların mı erkeklerin mi ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlandığını soralım. Bunu sorduktan sonra etrafımızdaki “futbol” alanlarına bakalım. Bir yerel belediye hizmeti olarak “halısaha tesisi veya futbol sahası” açmanın hedefinde kimler olduğunu soralım. Sorduğumuz zaman ise istisnasız gelecek olan “elbette gençlerimiz için yaptık bu tesisleri” diyen belediye yetkililerine ve “gençler” kelimesinin genç kadınları dışlayışına göğüs gerelim.

Futbol çoğu zaman cinsiyet körü bir spordur. İçerisinde ırkçı öğeleri net bir şekilde barındırır. Bir endüstrisi vardır ve bu endüstri üzerinden rekabet milyar dolarların olduğu bir sektörde gerçekleşir. Gün gelir maçlarda kavgalar çıkar veya maç için insanlar saha dışında kavgalara tutuşur. Maçlarda sövmek olmazsa olmazdır. Sövülen ise elbette ya kadındır ya da eşcinsellerdir. Çünkü futbol sevdalısı bu hakkı kendinde görür, futbolun kendisine verdiği erkeksilikle öncelikli olarak kadınları ve eşcinselleri, yani erkek olmayanları hedef alır.

Bir de bazı mekânlar vardır. Yine benzer sömürü ilişkileri üzerinden kurgulanırlar ve öyle sunulurlar. Erkeklerin mekânı olarak adlandırılır buralar çoğu zaman, tıpkı modern zamanların küresel Batı Afrika sahilleri gibidir. Erkek gelir ve kölesini seçer. Kadın bedeninin sömürüsüne dayalı olarak işleyen seks turizmi tam da bu referansla hareket eder ve piyasadaki müşterilerin talebine yönelik “çekici, güzel, genç” kadınlardan bir arz grubu oluşturur. Bu sömürünün yoğunlaştığı noktalar ise “kadın sömürüsünün ve seks turizminin” küresel mekânları olarak reklam malzemesi edilir. Örneğin Amsterdam’ın Red Light District’i, Ukrayna’nın neredeyse tamamı, Pattaya, vb.

Futbol – kadın bedeninin sömürüsü ve kapitalizm birleşince de reklamcılar için çok dahice muziplikler yapma fırsatı doğar. Geçtiğimiz hafta oynanan Shakhtar Donetsk – Fenerbahçe maçı da tam da bu muzipliklerin en mide bulandırıcı örneklerinden birini görmemize vesile oldu.

Durex tarafından özür dilenmeden, “yanlış anlaşıldık” ile geçiştirilen durum açık bir cinsiyetçiliktir. Bununla da sınırlı değil, aynı zamanda sömürü ilişkilerini doğrudan savunmak ve Ukrayna’ya bir açık genelev muamelesi yapmaktır. Reklamın iyisi kötüsü olmaz dememek gerekir, hele ki reklamcılık alanında sivrilmek için ucuz cinsiyetçi fikirlere düşmemek gerekir. Ne yazık ki bizim için gereklilik olanlar bu reklamı içerisinde barındırdığı anlamı bilerek yayına koyanlar için önemsiz meselelerdir.

Bir silah firmasının Suriye’deki savaş görüntülerinin altına “Suriye’de yanınızdayız” yazması ne kadar mide bulandırıcıysa, kelime oyunu adı altında kadın bedeninin sömürüsü üzerinden komiklikler yapmak ve Ukrayna’yı bir açık hava genelevi gibi göstermek de aynı şekilde mide bulandırıcıdır.

Bravo Durex, futbol-kadın bedeninin sömürüsü-seks turizmi-kapitalizm ağında unutulmaz bir reklam yaptın ve bu cinsiyetçi reklamınla aklımızda unutulmayacak, sürekli hatırlatılacak bir yer elde ettin.

Erdal Bayraktar

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir